Merhabalar, ilk kez karantina günlerinde bir blog kullanmaya karar verdim. Blog yazmaya demek istemiyorum çünkü henüz bu platformu devamlı kullanmak gibi bir amacım yok. Boş durduğum bir gün AIESEC ile ilgili çok fazla şey yaşadığım bir yılı geride bıraktığımı fark ettim ve kendi adıma bunları toparladığım bir yazı yazmak istedim. AIESEC ile ilgili çok fazla sorusu olan insandan mesaj alıyordum (1-2 max.) Ben de kendi hikayemi yazmaya karar verdim ama yazı benim hedeflediğimden biraz uzun sürünce bunu parçalara bölerek yayınlamaya karar verdim. Şimdilik düşüncem 3 parça halinde olacağı yönünde. İlk izlenimim ve Projeye başlamam, Projem ve döndükten sonraki kendi üyelik deneyimim. İyi ya da kötü her şeyi kendi gözümden yazmayı planlıyorum ve bir kısmını da yazmaya başladım. Çok detaylı olarak kendi hikayem üzerinden anlatacağım için herkesin çok ilgisini çekmeyebilir. Canınız sağolsun. Ben de sizin yazılarınızı okumam. İlk parçayı yayınladıktan sonra muhtemelen linki paylaşırım ve bu yazıyı hiç görmeyebilirsiniz. Ama bu yazıyı görecek kadar sağı solu kurcaladıysanız da Bloğuma hoş geldiniz. Arada gözümden kaçırdığım imla hataları için özür dilerim.
Bloğun ismi için de aklıma bir şey gelmedi. Genel olarak filmlerde özel isimleri kendi ismimle değiştirip nick almayı severim. (Bkz: Weneedtotalkaboutirmak) Buraya da bu denk geldi.
Kendimi tanıttğım bir yazıya gerek yok sanırım. Zaten tanıtamam da fazla, linke tıkladıysanız mutlaka tanışmışızdır. Şimdilik okuyucusuz bloğumun ilk yazsını sonlandırıyorum efendim. Hoşçakalın
Weneedtotalkaboutirmak